Kendime Yeni Bir Ben Lazım

Herkese kocaman bir bahar merhabası,

Doctor B  beni ordan oraya koşturuyor ve bu yüzden eskisi kadar sık yazı yazamıyorum. ( Kim ölmüş BAHANEDEN)

Akşam eve gidince yatağıma bütünleşiyor, elime okumak için kitap alıp ilk satırında sızıyorum. Ama baharla beraber ben de canlandım. Ameliyat çözüm değil spora başlamaya karar verdim. Bir zamanlar saatlerce spor yapmaktan keyif alan, sporsuz geçirdiğim gün mutsuz olduğumu hisseden ben, tüp mide operasyonundan sonra sadece yürüyüş ve pilates yaptım. Onlarda düzensizdi. Saldım çayıra mevlam kayıra dedim ama hiç de kayırmadı kurban olduğum…

Biliyorsunuz ki bir senedir sarkık derilerim ile büyük bir savaş içindeyim. Çok şükür kol germe, bacak germe ve meme dikleştirme operasyonlarından sonra üst bölge savaşını ben kazandım. Şimdi sıra bacaklarda!  Haziran ayı gelmeden bacak germe operasyonu savaşımı da kazanıp, yaza KAHRAMAN  olarak giriş yapmayı hedefliyorum. Bu yaz başka bir yaz olacak… Düşünsenize 70 kilo verdikten sonra sarkma sorunu yaşamam sebebiyle ıssız ada bulup bir yaz geçirmek zorunda kalan ben, bu yaz için en kalabalık sahilleri olan yerlerde konaklama ayarlamaya başladım bile:) Gideceğim yerler şuan sürpriz olsun. İçimde ukde olarak kalan su altı tüplü dalışı ve yamaç paraşütünü yapmak için sabırsızlanıyorum. Belki bu ikiliye bir de sörf eklerim. O da bana sürpriz olsun. Bu yaz yapmak istediğim o kadar çok şey var ki.. Tıpkı çocukluğumdaki gibi, uzun zaman sonra yazı iple çekiyorum. Yengeç burcu, yaz ayları doğan bir kişi olarak uzun yıllardır hiç yaz gelsin istemiyordum.

Dedim ya bu yaz bir başka olacak. Yaz sonuna doğru planlarımda dans dans dans dans var.  Şu sıra Latince müziklere ve latin danslarına pek merak saldım. Salsa beni çok heyecanlandırıyor:) Samba, Bachata, Ça ça ça, Rumba nasıl fikir?

Acaba daha romantik olan Tango mu olsa? Ya da çocukluğuma baleye mi dönsem? Kafam inanılmaz karışık bu konuda.. Bir de bir süredir küs olduğum ”tiyatro” gündemimde şu ara. Yaklaşık 15 sene aralıksız tiyatro deneyimim oldu. Senelerce kursuna gittiğim sanat merkezinin konservatuvar imtihanlarına girdiğim yıl kiloluydum ve jüri başkanı dışında herkesin tam puan oyunu alıp, sayın başkanın sırf kilolu olduğum için oy vermediğini ve sınavdan kaldığım günü öğrenince tiyatro sevdasına bir süre ara vermeye karar vermiştim.  Bir süre sonra dayanamayıp okuduğum üniversitenin tiyatro kulübüne üye oldum. Kulüp olarak bir oyun sahneledik ve üniversiteler arası yarışmalara katıldık. Bu yarışmalara komedi dalında en iyi kadın oyuncu dalında finale kadar çıktım. Kısaca şişman insanların da sanatta başarılı olabileceğini önce kendime sonra çevreme kanıtladıktan sonra tiyatro sevdamı içimde söndürdüm. Hiç unutmuyorum Ankara Üniv. Devlet Kons. Bölüm Başkanı oyunumu izleyip, bu bedenden nasıl bir rol çıkacak diye düşündüm ama çok iyi ve çok başarılsın. Ankara düşünürsen kapım açık. Sınava hazırlan ve gel dedi.

Bölüm başkanı da olsa başarıyı beden ile özleştiren ön yargılı bir eğitimcinin bana bir şey katamayacağını görüp tabii ki gitmedim.

Bu savaşa daha çok devam etmek istemiyor, seçtiğim meslek dalında ilerlemek istiyordum. O yıl tiyatroyu bırakmak, eğitim aldığım okulda bana burs kazandırdı. Anlayacağınız ben hayatım boyunca her şerrin hayrını gördüm 🙂

Kısaca şuan yarım bıraktıklarımı tamamlamamın, yapmak isteyip yapamadıklarımı yapmanın tam zamanı. Bu günlerimi ve bu yaşlarımı kaçırmak istemiyorum.

Sevgiler;

Ceren S.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir