Şişmanlık mı? Pişmanlık mı?

Hani hep derler ya okul teori, sahada pişmek pratiktir diye.  Üniversite yıllarında bize altı çizilerek öğretilen ”trade off” , işte hayat tam da bu!

Hayat pazarlığı kabul etmiyor, bir şeyleri dengelemek gerekiyor ve bir bedel ödemeden hiçbir şey vermiyor veya verdiğinin karşılığını istiyor. Hayat bir değiş-tokuştur. Hem o hem o olmaz diyor. Hep bir şey için bir şeyleri seçmek zorunda kalıyoruz.

Hayat bana önce Şişmanlık MI? Pişmanlık MI? dedi! Ben DEĞİŞİM dedim.

Şişmanlığı seçmek istemediğimi çok iyi biliyordum. Ama nasıl bir yolda yürüyeceğim? Bilmediğim için pişman da olmak istemiyordum. Sonra düşündüm aslında hangisini seçersem seçeyim sonu pişmanlık olabilir, bu yüzden direk pişmanlık butonuna bastım! Hayatın kuralını bozmadan, oyunu kabul ettim. Önce midemin yaklaşık 4’de 3’ünü verdim, sonra yağlardan kurtuldum. İyi ki olmuşum bu tüp mide ameliyatını bak gördün mü oh canıma değsin şişman da değilim pişman da değilim dedim.

Sen misin bunu diyen dedi hayat! Al sana şimdi sarkık, pörsümüş derilerle uğraş dur… Hoooop döndüm yine başa! Ben yine mücadele içinde spor, pilates, fitness derken tıpkı koşu bandında koşuyor gibiyim. Ter atıyorum, yoruluyorum ama hedefime ulaşamıyorum. Son çare olarak düşündüğüm vücut germe operasyonlarını gündemime aldım. Bu sefer de geldi mi ikinci ”trade off”! Derilerini alırım ama izi bırakırım dedi. Uykusuz geceler, korkulu rüyalar, yine bilmediğim bir süreç… Derken yine her şey hayatın istediği gibi oldu. Derilerin karşılığında bende bırakacağı izi kabul ettim. Ben yine bulurum bir yolunu sen rahat ol hayat 😉 😛

Ve tüp mideli oluşumun ikinci yılı, vücut germe operasyon sürecimin başlamasının da altıncı ayına başlamış bulunmaktayım. Hem küçük midemi hem kırmızıdan hafif pembeye dönen izlerimi çok seviyorum.

İtiraf edeyim; iki yıl önce üç gün pişmanlıktan ağladım ama dördüncü gün yeni hayatımı verdiğim kararla olduğu gibi kabul ettim ve bana vereceği güzelliklerin hayaliyle adımlarımı güçlendirdim.

Bu değişimin en büyük bölümü bedenimde gibi gözüküyor ama aslında ruhum, düşüncelerim ve hareketlerim daha büyük değişime uğradı.

Çemberim belli ve merkezdeyim. Hayatımdaki tüm herkes noktadan ibaret, bu noktaların büyüklüğüne, rengine ve merkezdeki yerine ”ben” karar veririm. İstediklerimi çemberin içine ama yakına ama uzağa yerleştiririm, istemediklerimi tamamen çemberin dışında bırakırım.

 

İşte bu da hayatın beni uyardığı ”üçüncü trade off” Eğer bunu yapmazsan olacaklardan ben sorumlu değilim diyor 🙂 Ve ben artık seçimlerimi fiziğimden yana kullanmak istemiyorum. Şuan beni en çok mutlu eden seçim hangi pantolonu alsam? 38 beden mi 36 beden mi? Hangisi daha iyi durdu? Bunlar dışında hayatımı etkileyecek konularda arada kalmak istemiyorum.

Unutmayın, en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir. Ne yaparsanız yapın hayatın kurallarını bozamazsınız. Bu yüzden hayata onun istediklerini kabul ederek ama sonucu kendi hayatınızda iyi bir sonuca çevirerek mutlu olmayı başarın.

Seçim sizin!

Kendim için çizdiğim yolda mutlulukla yürüyorum. Her bebek hayata ağlayarak gelir, sonra gülmeyi öğrenir. İkinci hayatıma ağlayarak doğdum ve şimdi gülme zamanım.

Ne mutlu ki ışık oldum, örnek oldum, güç oldum. Benimle aynı duyguları yaşayan herkesin yanındayım.

Sevgiler

Ceren S.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir